Giyilebilir Teknoloji Yayıncılığı Nasıl Değiştirebilir?

Giyilebilir teknoloji denince akla ilk gelen akıllı saatlerimiz olsa da, moda ve teknolojinin buluşması aslında bu kadar yeni değil. Uzun yıllardır etkileşimlerini hayranlıkla izlediğimiz bu iki dev sektörün önümüzdeki yıllarda bizi nasıl ürünlerle hem garip hem de tutkulu duygular içine sürükleyeceği merak konusu. 

Giyilebilir teknoloji hayatımıza nasıl girdi?

Yapay zeka, makine öğrenmesi, büyük veri, bulut teknolojileri, nesnelerin interneti, sanal gerçeklik gibi hergün duyduğumuz ama belki birçoğumuzun ne olduğuna dair fikrinin olmadığı bu yeni kavramlar, hayatımızı değiştirmek ve dönüştürmek için hızla gelişiyor. Her şeyin daha küçük ve daha soyut olma yönünde yarıştığı bu alanda, küçülen ekranlar da yüksek tempolu hayatlarımızda önce bir ihtiyaç sonra da bir vazgeçilmez olarak yerini aldı. Bu minimalizmin en verimli sonuçları olan akıllı saatler ile birlikte giyilebilir teknolojiler çağımız da başladı.

Giyilebilir teknolojinin en belirgin özelliği, veriyi kabloya ihtiyaç duymaksızın akıllı cihazlarımıza aktarabilmesi. Bunun en eski örnekleri aslında uzay bilimi çalışmaları kapsamında kullanılan holografik gözlükler. Günümüze gelene kadar günlük hayatımızda üstümüzde taşıyabileceğimiz boyutlara inen bu gözlüklerin en çok ses getireni Google Glass olmuştu. Google Glass’in amacı, bizi mevcut dünyadan soyutlamak yerine bulunduğumuz dünyadaki konfor alanımızı genişleterek ihtiyacımız olan veriyi anında kullanmamızı sağlamaktı.

google glass

Sektörlere yön veren aksesuarlar

Giyilebilir teknoloji ürünleri çeşitlendikçe ve günlük kullanıma her geçen gün daha da yaklaştıkça, bu teknolojileri odağına alan pek çok sektör oluşuyor ve mevcut sektörler de buna ayak uydurmak zorunda kalıyor. Sadece VR gözlük üreticileri ya da akıllı saat yaratıcıları değil, bu ürünlerin kullanılabileceği hizmetler üreten ve bu ürünlerden toplayacağı veriye ihtiyaç duyabilecek pek çok sektör bu teknoloji ile beraber yeni yönler keşfediyor. Yayıncılık da bunlardan biri…

Basılı yayın hayatında, veri odaklı içerik üretmek diye bir davranış biçimi yoktu. Dijital dönüşümün kaçıncı evresinde olduğunu sayamadığımız bugün, gazeteler, dergiler, kitaplar da dijitalleşmenin etkisinden uzak kalamadı. Okuyucunun yerini “kullanıcı” kavramının aldığı dijital çağda artık tüm içerikler, kullanıcı davranışlarını takip eden teknolojiler sayesinde elde edilen veriler dikkate alınarak yönünü buluyor. Bugün akıllı cihazlarımız aracılığı ile karşımıza çıkan içeriklerin bir sonrakinin ne olacağına aslında yine ben karar verebiliyorum. Bunun için akıllı cihazımdan ilgi alanıma hitap eden birkaç işlem yapmam yeterli oluyor. 

giyilebilir teknoloji

Yayın kuruluşlarının hayatta kalmasını sağlayan en önemli kaynaklar olan markalar da, artık anlaşmalarını bu yönde yapmayı tercih ediyor. Markalar, mecraların kendi ürünlerine ve kendi hikayelerine özel geliştirilmiş içerikler ile tam olarak ürünlerini satın alacak kitlelere ulaşmak istiyor. Bu da yayın kuruluşlarını bu verileri hem doğru toplamak hem de doğru işlemek durumunda bırakıyor. Peki yayıncılık sektörünün oyuncuları bu alanda ne kadar özgür hissediyor?

Giyilebilir teknolojilerin yayıncılık ile ilişkisi

Tam da bu noktada giyilebilir teknolojiler yayıncıların yaratıcı fikirler üretebileceği özgür bir alan sunuyor. İçeriği daha fazla araç yoluyla daha çok kişiye ve en doğru hedefe hızlı şekilde iletebilmek, daha sonra bu iletişimin geri bildirimlerini anında toplayabilmek bir yayıncı için oldukça değerli. Bir yayıncı, içeriğin kendisi ne kadar kreatif olursa olsun onu kaliteli bir şekilde sunamadığı sürece içerik de değer kaybediyor. Bu noktada giyilebilir teknolojiler, yayıncıya yaratıcı içerikleri yaratıcı yollarla kullanıcıya ulaştırmanın kapılarını açıyor. 

Nasıl ki geçmişte internetin bilgisayar oyunları ile buluşması, alanının önde gelen platformlarından Twitch ile beraber çevrimiçi yayıncılık kavramını hayatımıza soktuysa, internetin kıyafet ve aksesuarlar ile buluşması da yayıncılığa yeni alanlar açabilir. Kullanıcıların bu ürünleri daha fazla tercih etmesi neticesinde giyilebilir teknolojilere özel geliştirilmiş yayın mecraları ortaya çıkabilir. Giyilebilir teknolojiler sayesinde bir şeylerin nasıl gözüktüğü önemini yitirebilir; onun yerine teknolojinin bize onu nasıl gösterdiği önem kazanabilir. Akıllı gözlükler sayesinde üstümüzdeki kıyafetler bulunduğumuz ortama göre şekil ve renk değiştiriyormuşuz gibi algılanmasını sağlayabilir. Defile izlemek için podyuma gitmek yerine sokağa çıkmamız yetebilir. Bu da olanı yaratıcı bir şekilde aktaran “yayıncıları” artık, olanı istediği şekilde aktaran “yaratıcılara” dönüştürebilir. 

giyileblir teknoloji yayıncılık

Geçmişe baktığımızda şahit olduğumuz teknolojik gelişmeler gösteriyor ki, önümüzde bizi hala şaşırtmayı başarabilecek daha çok fazla teori var. İçinde hem üretici hem kullanıcı olarak var olduğumuz yayıncılık sektörü, teknolojinin en yakın arkadaşı olduğundan bu dönüşümden etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu söylemek zor değil. Neyse ki teknolojiden olumsuz etkilenen bir çok sektörün aksine bu alanda ileriye dönük olarak her zaman gelişmek ve büyümek mümkün. Yeter ki onu karşınıza almak yerine doğru faydalanmayı bilin. 

Bunu da sevebilirsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir